Gösteri Akışı

Masal tarihten öncedir… İzmirli kör bir ozan anlatmıştı hikayeyi. Büyük ozan Homeros bundan tam 2500 yıl önce; görkemli Anadolu kenti Troya’yı, ölümsüz aşklarını, sonsuz savaşlarını ve dağınık saçlı ordularını. Barışın en kutsal değer olduğu kente uğursuzluk getiren tanrıların insanların yazgıları ile nasıl oynadıklarını anlatmıştı. Üç bin yıl önce de yazgı aynıydı, bugün de aynı…

 

I. PERDE
 
SAHNE I
Troya’da üç hayat
Pazar yeri
Altın renkli kentimizde huzur ve barış vardır. Dünyanın tüm halklarını konuk eden misafirperver Troyalılar, çok uzak ülkelerin halklarının kaynaştığı dünyanın o dönemdeki en önemli ticaret merkezini kurmuşlardı. Troya’nın en sağlam birliği “saray muhafızları” kent halkına tören öncesi gösteriler yapar. Az sonra yapılacak görkemli buluşmanın habercisi olur.

 

Paris yıllar sonra doğduğu sarayda!
İda dağlarında çobanlar tarafından büyütülen Paris doğduğu sarayda ağabeyi Hektorla tanışır. İki kardeşin kavga kıvamındaki buluşması ölümsüz bir dostluğa dönüşecektir.Ancak kardeşleri Kasandra Paris’in kente uğursuzluk getireceğini bilmektedir ve bu buluşmaya engel olmak ister. Troyalılar bu buluşmayı olacaklardan habersiz coşkulu törenlerle kutlarlar.

 

 

 

SAHNE II
Tanrılar, Kasandra ve Troyalı kadınlar...
Savaş, hiçbir zaman askerlerin değildir. Savaşı askerler çıkarmaz. Onlar sebep olmadıkları, tarafı olmadıkları ihtilafların yalnızca kurbanlarıdırlar. Troya savaşını da tanrılar istemişti. Sonucu da tanrılar belirlemişti. Kahraman Troyalılara gelecek kötülüklerin ilk belirtileri görülmektedir. Tanrıların bir bölümü Troyalıların, bir bölümü de Akhalıların tarafını tutarak savaşı kızıştırmaktadırlar. İda dağından savaşı izleyip kavganın kaderi ile oynamaktadırlar. Kasandra tüm olanları ve olacakları bilmektedir. Kahin Kasandra, bilici Kasandra. Belki de Anadolu’nun ilk bilge kadını. Ama bilmek neye yarayacaktırki. Erkeklerin köşeli dünyasında.. Tüm gücüyle, delirircesine uyarır Kasandra, Troya’nın yıkılacağını, yakılacağını söyler. Kimse sözüne kulak asmaz. Aynı yazgıyı paylaşacağı Troyalı Kadınlar ise hep yanındadır. “Kardeşlerimin kanını içecek bu toprak, yiğitler bir bir düşecek üzerine tohum gibi, gözyaşları büyütecek açan gelincikleri, ağıtlar yakılacak her yeni doğan bebeğe, yalan değil anneciğim yalan değil sen söyle, yıkanmıyor işte rüyalar suda, gün geldi artık, koynunda büyüttüğün ateş Troya’yı saracak sonunda”. Kasandra babasının buyruğu ile saray muhafızları tarafından alıkonulur. Kehanetleri dinlenmez.

 

 

 

SAHNE III
Troya’da Aşk
Dünyanın en yakışıklı genci, İda dağının sürüler çobanı, haşmetli kral Priamos’un oğlu Paris, karşı kıyının en güzel kadınına vurulur. Sarı saçlı Helen tanrıların buyruğu ile Paris’in olacaktır ve beraberinde Troya’yı felakete götürecektir. Doğunun en güzel sarayına gelin gelir Helen. Kasandra’ya rağmen.

 


 

SAHNE IV
Akhalılar Anadolu kıyılarında…
Binlerce kara gemi ve kara öfkeleri ile gelir karşı yakanın eski dostları. Oysa alışveriş yapmaya gelirlerdi eskiden. İştahlarını kabartan şey de buydu ya zaten. Helen sadece bir savaş bahanesi olarak kalacaktı Troya sarayında. Aralarında her zaman tanrılar tarafından kayırılan zorlu Aşil de vardı. Kendine ait olmayan bir savaşta şan için, ün için ve kan için gelmişti Troya’ya. Gelir gelmez tapınağa saldırmaları ve rahibeleri köle yapmalarından belliydi, daha sonra  neler yapacakları. Aşil, Apollon rahibesi Briseis’i köle olarak alır, Agamemnon Briseis’i Aşil’den alınca öfkelenen Aşil, Akhalıların safında savaşmamaya karar verir.

 

 

SAHNE V
Omuz omuza bir Anadolu…
Kendilerinden kat be kat üstün bir orduya karşı Anadolu’nun tüm halkları bir araya geldiler, yıllar sonra yine aynı yerde, yine aynı savaşta Gelibolu’da yaptıkları gibi. “Geldiler karlı dağlarını başak dolu tarlalarını bırakıp, geldiler, ant içip bir ömür boyu beklemeye, tek damla gözyaşı dökmeyen anaları bırakıp, geldiler el değmemiş gelinleri ve bereketli göğüslerinde kadınlarının yeni doğmuş bebekleri bırakıp, geldiler vatan için dediler yola çıktık Altın renkli Troya’ya, vatan için ölmeye değer.”

 

 

 

 

II PERDE


SAHNE I
Yakamoz
Mistik bir denizde uçuşan tanrısal varlıklar, bir baba, oğul ve anne üçlemesi…
Hektor’un son gecesidir bu. Kundaktaki çocuğu ve karısı Andromahe ile vedalaşmaktadır. Kasandra nın dostu Andromahe bütün olanları bilir. Kahraman kocasını Aşil ile savaşmaktan alıkoymaya çalışır, ama nafile… Hektor, Troya prensidir. O, bizim ilk kahramanımızdır. Korkusuz Hektor Tanrıların desteklediği ölümsüz Aşil ile teke tek karşılaşmaya ve ölmeye hazırdır.

 


SAHNE II
Savaş I
Anadolu’nun kahraman birlikleri, birleşik Anadolu ordusu kendilerinden kat kat güçlü Akha ordusunu defalarca kale burçlarının önünden püskürtürler. Bu çatışmalar sırasında Aşil’in silahlarını kuşanan kuzeni Patroklus Hektor’a meydan okur. Aşil’le savaştığını sanan Hektor Patroklus’u öldürür. Genç bir çocuğu öldürdüğü için kahrolan Hektor o gün savaşa ara verir. Akhalılar Patroklus’un yasını tutar.

 


SAHNE III
Kasandra - İskeletleri dansı
Zafere inanan Troyalıları Kasandra birkez daha uyarır. Tanrılar, Akhaların yanındadır ve bu nedenle herkes ölecektir. Ölülerin bile savaştığı bir sonsuz savaşın çığlıkları ile iskeletler savaşır. Troya yanacak, herkes ölecek der Kasandra. Yine kimse inanmaz.

 


SAHNE IV
Gözcüler - Savaş II
Aşil, Patroklus’un öcünü almak için tüm acımazsızlığı ve tanrılar tarafından kayrılmışlığı ile yeniden savaşa katılır.Önden gözcü birlikleri girer, sonra acımasız Aşil. Onlarca Troyalıyı öldürdükten sonra kaleden içeri giren birliklerin ardında Hektor’la teke tek kalır. Kale burclarında O’nu içeri girmeye çağıran Annesi, babası ve karısının yalvarmalarına rağmen Hektor kahramanca savaşır. Bedenine silah işlemeyen Aşil’e darbe üstüne darbe indirmesine rağmen tanrısal Aşil adil olmayan bu kapışmada öldürür Hektor’u.

 


SAHNE V
Akhalılar’ın kampında
Hektor’un bedenini Troya önlerinde sürükleyen Aşil, kampa getirir Hektor’un ölüsünü ve cenazeye saygısızlık eder. Akhalılar zafer sarhoşudur, eğlenceler düzenlerler. Hektor’un babası Troya kralı Priamos, gizlice kampa gelir ve oğlunun cenazesini ister. Priamos’un bu cesareti karşısında duygulanan Aşil, verir cenazeyi ve o anda O’ da ölüme yazgılı olduğunu hisseder. Troyalı tanrılar da O’nun için bir ölüm tasarlamışlardır.

 

 


SAHNE VI
Hektor’un cenazesi
Anadolu’nun ilk kahramanı Hektor ağıtlar ve zılgıtlarla uğurlanmaktadır. Karısı Andromahe, Annesi Hekabe, kardeşi Kasandra, Paris, Anadolulu kadınlar ve ağlayıcılar… Tüm Troya yas içindedir.

 


SAHNE VII
Troyalı komutanlar
Hektor’un silah arkadaşları, kavgadaki yoldaşları, müttefikler. Yeniden silah kuşanırlar, kral Priamos ordunun başına geçer ve Akhalılara son darbeyi vurup, oğlunun öcünü almak ister. Akhalılar çekilmiştir. Geride uğursuz bir at bırakarak. Akhalılar gemi parçalarından birleştirerek yaptıkları bir atın içine saklanmış Troyalılar’ın onları kente almasını beklemektedirler. Böyle bir hile olmadan Troya surlarını ve birleşik ordularını aşamayacaklarını anlamışlardır.

 


SAHNE VIII
Troya Atı
Troyalılar, iyi kısrak yetiştiricileri, usta biniciler, soylu tayların ve kanatlı atların sahipleri. Kentlerinin sembolü, kutsal saydıkları tahta atı görünce bunu tanrıların bir armağanı sayarak kente getirirler. İçindeki uğursuzlukla birlikte. Kasandra’nın uyarıları yine boşunadır.  Her şeyden habersiz Troyalılar atın etrafında eğlenceler düzenlerler, hem savaşın sonunu, hem de zaferlerini kutlarlar. Gece olunca atın içindeki uğursuzluk dışarı çıkar. Aşil, Odiseus ve diğerleri kentin kapılarını açıp Akhalıları içeri alırlar. Katliam başlamışken Hektor’un kardeşi Paris, elinde oku ile Aşil’i beklemektedir...